FİNTEO MAG Mayıs 2026 - Annelik İzni Uzuyor: Aileler İçin Büyük Bir Adım mı, Kadın İstihdamı İçin Yeni Bir Risk mi?

FİNTEO MAG Mayıs 2026 - Annelik İzni Uzuyor: Aileler İçin Büyük Bir Adım mı, Kadın İstihdamı İçin Yeni Bir Risk mi?

1 Mayıs itibarıyla Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni yasa, çalışma hayatında önemli bir dönüm noktası oldu. Kadın çalışanların doğum izni süresini toplamda 24 haftaya çıkaran düzenleme, aile destekleri açısından tarihi bir adım olarak değerlendirilirken; iş dünyasında kadın istihdamına yönelik yeni bariyerler oluşturabileceği tartışmalarını da beraberinde getirdi.

Yasal Düzenleme Neler Getiriyor?

TBMM’de kabul edilip yasalaşan 7578 sayılı Kanun ile birlikte, kadın çalışanların doğum sonrası ücretli izin süresi 8 haftadan 16 haftaya yükseltildi. Böylece doğum öncesi izinlerle birlikte annelerin toplamda 6 ay boyunca yasal izinli sayılması güvence altına alındı.

Düzenlemede halihazırda izinde olan anneler için de bir geçiş maddesi bulunuyor. 1 Nisan 2026 itibarıyla henüz 24 haftalık süreyi doldurmamış annelere, talep etmeleri halinde 8 haftalık ek izin hakkı tanındı. Yeni yasa paketi sadece anneleri kapsamıyor; işçi statüsündeki babaların mazeret izni 5 günden 10 güne çıkarılırken, koruyucu ailelere de 10 günlük yeni bir izin hakkı getirildi.

Kadın İstihdamında "Kesintisiz Çalışma" Bariyeri

Düzenleme geniş bir kesim tarafından desteklense de istihdam uzmanları ve sivil toplum kuruluşları konunun farklı bir boyutuna dikkat çekiyor. İş gücü piyasasının mevcut dinamiklerinde, sadece kadınlara yönelik bu denli uzun süreli bir yasal iznin, işverenlerin işe alım tercihlerini olumsuz etkileyebileceği öngörülüyor. Temel endişe, şirketlerin işe alım süreçlerinde ibreyi "kesintisiz çalışma" potansiyeli gördükleri erkek adaylara kaydırma riski.

Konuyu ele alan Prof. Dr. İpek İlkkaracan, babalık izninin yeni düzenlemeyle 10 güne çıkmasına rağmen anneliğe kıyasla hala sembolik seviyelerde kalmasının, iş gücü piyasasında cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştirme potansiyeli taşıdığını belirtiyor.

Benzer bir uyarı da EŞİK (Eşitlik İçin Kadın Platformu) cephesinden geldi. Platform, çocuk bakım yükünün yasal düzenlemelerle dahi ağırlıklı olarak kadının omuzlarına bırakılmasının, uzun vadede kadınları iş hayatından koparabileceğini vurguluyor. EŞİK yetkilileri, sürdürülebilir bir kadın istihdamı için çözümün sadece anneye verilen izinlerin uzatılmasından değil; "devredilemez ebeveyn izni" ve devlet destekli kreşler gibi daha kapsayıcı, bakım yükünü ebeveynler arasında eşit dağıtan modellerden geçtiğini savunuyor.

Aileyi destekleme amacı taşıyan bu kapsamlı sosyal paketin, şirketlerin insan kaynakları politikalarına ve kadınların kariyer yolculuklarına nasıl yansıyacağını ise önümüzdeki dönemde uygulanacak kurum içi stratejiler belirleyecek.

Kaynaklar: TBMM Resmi Duyurusu, TRT Haber, Hürriyet, T24, EŞİK Platformu

Makale içeriği

 

İngiltere merkezli finansal teknoloji şirketi Revolut, Türkiye pazarına yönelik adımları kapsamında mobil uygulamasını Türkiye'deki uygulama mağazalarında (Google Play ve App Store) indirilmeye sundu. Kullanıcılar uygulama üzerinden şu an için bankacılık işlemi gerçekleştiremiyor; sistem yalnızca gelen talepleri bir bekleme listesine kaydediyor. Bu durum, şirketin Türkiye'deki altyapısını test ettiği şeklinde yorumlanıyor.

Lisans Süreci ve Satın Alma İddiaları

Revolut'un Türkiye'de yerel bir uygulama geliştirmek yerine mevcut ana platformu üzerinden hizmet vermeyi planladığı belirtiliyor. Türkiye'de faaliyete geçebilmek için gereken lisans sürecini sıfırdan yürütmek yerine, şirketin bir satın alma işlemi yapabileceği konuşuluyor. Basına yansıyan iddialara göre Revolut, yakın zamanda BDDK'dan dijital bankacılık izni alan FUPS'ı satın almayı değerlendiriyor. Ayrıca şirketin Türkiye operasyonları için bir yönetici kadrosu oluşturduğu da belirtilenler arasında.

Revolut Nedir?

2015 yılında kurulan Revolut, fiziksel şubesi olmayan ve operasyonlarını tamamen mobil uygulama üzerinden yürüten bir dijital bankacılık platformudur. Haberdeki verilere göre şirketin güncel değerlemesi 75 milyar dolar seviyesinde ve 70 milyonun üzerinde kullanıcısı bulunuyor.

Uygulama üzerinden sunulan temel hizmetler şunlardır:

 

İngiltere ve Avrupa Birliği başta olmak üzere 40'tan fazla ülkede faaliyet gösteren şirket, geleneksel bankalara kıyasla farklı komisyon oranları ve dijital altyapı hizmetleri sunarak pazar payını İskandinav ülkeleri, Latin Amerika, Orta Doğu ve Türkiye gibi bölgelere genişletmeyi hedefliyor.

Kaynak: https://www.forbes.com.tr/fintek/revolut-uygulamasi-turkiye-de-erisime-acildi

Makale içeriği

 

ABD'nin abluka stratejisinin fiziki sonuçları görülmeye başlandı. 6 ila 8 arası dev süper tanker (VLCC), Basra Körfezi'nin hemen dışında yer alan Çabahar Limanı açıklarında rölantide bekleyişe geçti. Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatın sıfıra inmesi İran için büyük bir lojistik kriz yarattı.

Vortexa Ltd. verilerine göre, dünya çapında yaklaşık 155 milyon varil İran ham petrolü şu an yüzer depolar veya transit halde alıcısını bekliyor. Kara tesisleri ve denizde bekleyen tankerlerin tam kapasiteye ulaşması nedeniyle İran’ın petrol kuyularını kapatmak zorunda kalabileceği vurgulanıyor.

ABD donanmasının müdahaleleri ve yaptırımlar nedeniyle alıcı bulmakta zorlanan İran, ihracat kanallarını açabilmek için 20-30 yıllık eski tankerleri yeniden sahaya sürüyor. Üç yıldır hiç kullanılmayan 30 yaşındaki 2 milyon varil kapasiteli "Nasha" adlı tankerin, yeniden sinyal vererek İran'ın ana ihracat üssü Hark Adası'na yönelmesi buna örnek olarak gösteriliyor.

Hürmüz Boğazı trafiğinin durması, küresel petrol arzının yaklaşık %20'sinin sistem dışı kalması anlamına geliyor. Kilitlenen bu arzın piyasaya ne zaman ve nasıl döneceğinin yarattığı belirsizlik, Goldman Sachs ve Morgan Stanley gibi dev finans kurumlarının petrol fiyatı beklentilerini 100-110 dolar seviyelerine çıkarmasına neden oldu.

ABD'nin ablukası İran'ı denizlerde lojistik bir çıkmaza sokarken, Tahran'ın eski "gölge filoları" devreye alarak engelleri aşmaya çalışması ve dünya petrol arzındaki ciddi daralmanın fiyatları nasıl tetiklediği haberin ana odak noktasını oluşturuyor.

Kaynak: https://www.bloomberght.com/iran-petrolunde-alternatif-rota-arayisi-3775913

Makale içeriği

 

Maliye'nin tapuda konut değerini düşük gösterenlere yönelik başlattığı yeni ceza dalgası ve bu adımın gayrimenkul piyasasında yaratacağı muhtemel daralma, ekonomi yorumcusu Barış Soydan tarafından gündeme taşındı.

Barış Soydan'ın gayrimenkul piyasasıyla ilgili şu önemli değerlendirmeler ve gelişmeler aktarıyor:

 

Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=AaJHbLBRPbY

Makale içeriği

 

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 1 Mayıs 2026 itibarıyla OPEC'ten ayrıldı. Bu karar, küresel petrol piyasasında sıradan bir üyelik iptalinden ziyade, dengeleri değiştirecek yapısal bir dönüşüm olarak değerlendiriliyor.

BAE'nin günlük 4,85 milyon varillik üretim kapasitesi, OPEC kotaları nedeniyle büyük oranda atıl kalıyordu. Diğer bazı üyelerin kotaları ihlal etmesine rağmen sistemin adil işlememesi, kendi ekonomik çıkarlarına odaklanmak isteyen BAE'yi bu karara itti.

BAE'nin çıkışıyla OPEC, kriz anlarında piyasaya müdahale edebileceği "esnek tampon kapasitesinin" önemli bir kısmını kaybetti. Bu durumun üretimini artırmak isteyen Kazakistan, Nijerya ve Venezuela gibi ülkeleri de tetikleyerek kurum içinde zincirleme bir çözülme yaratmasından endişe ediliyor.

BAE'nin bağımsız üretime geçmesiyle oluşacak olası arz artışına rağmen, petrol fiyatları 110-120 dolar bandında seyrediyor. Çünkü piyasalar şu an arz fazlasını değil; İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı'ndaki jeopolitik riskleri fiyatlıyor.

OPEC'in dengeleyici etkisinin zayıflamasıyla birlikte, gelecekte petrol fiyatlarında çok daha sert ve ani dalgalanmaların (volatilite) yaşanacağı öngörülüyor.

Kaynak: https://www.getmidas.com/midasin-kulaklari/bae-neden-opecten-ayrildi-ve-bu-karar-ne-anlama-geliyor-p-422897

Makale içeriği

 

Geçici bir sosyal medya akımı olarak başlayan Kore güzellik (K-Beauty) rüzgarı, bugün tüketici davranışlarını kökünden değiştiren devasa bir endüstriye dönüşmüş durumda. Küresel pazar araştırma kuruluşu Research and Markets’in yayınladığı güncel verilere göre, 2025 yılında 12.43 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan pazarın, istikrarlı büyümesini sürdürerek 2026 yılı sonunda 13.24 milyar dolara çıkması bekleniyor.

Büyümenin Merkezinde "Temiz" ve "Organik" İçerik Var

Pazarın yakaladığı yıllık %6.5'lik bu istikrarlı büyümenin (CAGR) temelinde, tüketicilerin cilt bakımına bakış açısındaki yapısal değişim yatıyor. Rapor, tüketicilerin artık agresif kimyasallar yerine bitki ve mineral özlü, organik, cilt bariyerini koruyan nazik formülasyonlara yöneldiğini vurguluyor. Doğal ve organik içeriğe artan bu talep, K-Beauty markalarının yenilikçi üretim süreçleri ve "sağlıklı cilt" felsefesiyle kusursuz bir şekilde örtüşerek pazarı yukarı taşıyor.

Kuzey Amerika Pazarın Yeni Lideri

Kore kozmetiğinin sadece kendi coğrafyasına sıkışıp kalmadığının en net kanıtı bölgesel satış verilerinde saklı. Rapora göre, çok adımlı cilt bakım rutinlerinin dünya çapında bir standarda dönüşmesiyle birlikte Kuzey Amerika, 2025 yılı itibarıyla K-Beauty ürünleri için küresel çapta en büyük pazar konumuna ulaştı. Batılı tüketicilerin premium ve yenilikçi cilt bakım deneyimlerine ayırdığı bütçenin artması, pazarın 2030 yılına kadar yaklaşık 16.96 milyar dolarlık bir hacme ulaşacağının sinyallerini veriyor.

Dev Satın Almalar ve Sektörel Hareketlilik

Tüketici tarafındaki bu devasa organik ilgi, şirketlerin stratejik hamlelerini de doğrudan tetikliyor. Pazarın güçlü potansiyelini gören dev oyuncular, yenilikçi formüllere sahip alt markaları bünyelerine katmak için yarışıyor. Örneğin, Güney Koreli güzellik devi Amorepacific'in popüler cilt bakım markası COSRX'i 559.7 milyon dolarlık bir anlaşmayla satın alması, sektördeki küresel rekabetin ve büyüme iştahının en somut örneklerinden biri olarak raporda öne çıkıyor.

Bir tüketici eğiliminin; doğru pazar okuması, sürdürülebilirlik odaklı temiz içerik ve güçlü marka konumlandırmasıyla makro ölçekte nasıl dev bir ekonomiye dönüştüğünü gösteren bu büyüme tablosu, perakende dünyası için önemli dersler barındırıyor.

Kaynak: * Research and Markets - K-Beauty Products Market Report 2026: https://www.researchandmarkets.com/reports/5948683/k-beauty-products-market-report

Makale içeriği

 

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz'ın enerji sektörüne dair yaptığı açıklamalar dikkat çekti.

EPDK: Dört yıl için 776 milyar lira yatırım planlandı.

EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, Türkiye enerji piyasasının 145 milyar dolarlık devasa bir büyüklüğe ulaştığını vurgulayarak, 2026-2030 yılları arasındaki uygulama dönemi için enerji alanında tam 776 milyar liralık yatırım planlandığını açıkladı.

Petrol piyasası 66 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı.

Yılda 34 milyon ton akaryakıtın sunulduğu petrol piyasası 66 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşırken, kaçak akaryakıt büyük oranda önlendi, yakıt kalitesi Avrupa standartlarına çekildi ve zorunlu stoklarla arz güvenliği garanti altına alındı.

Elektrikteki yüzde 25'lik artışın büyük kısmı dağıtımdan

Devletin üretim maliyetlerini sübvanse ettiğini ancak dağıtım alanında doğrudan bir sübvansiyon olmadığını belirten Yılmaz, nisan ayındaki %25’lik fiyat düzenlemesinin temel sebebinin elektrik şebekelerinin sürdürülebilirliğini ve bakım faaliyetlerini desteklemek olduğunu vurguladı.

Doğalgazda "hedefli destek" ve kademeli tarife dönemi

Enerjideki genel devlet destekleri artık "hedefli sosyal politika" anlayışına geçiyor. Bu doğrultuda doğalgazda illerin iklim şartlarına ve tüketim alışkanlıklarına göre kademeli bir yapı hayata geçirilecek; düşük tüketimle temel ısınmasını sağlayanlar korunurken, israf eden veya çok yüksek tüketim yapanlarda sübvansiyonlar azalacak.

Depolamada 2 bin 100 megavat yatırım sahaya indi.

Elektrik depolama alanında 33 bin megavat kapasite tahsisi yapılırken, bunun 2 bin 100 megavatlık kısmı sahada yatırıma dönüştü. Tüm bu yatırımların tamamlanmasıyla 10 yıl içinde 52 milyar dolarlık doğalgaz ithalatı faturasının önüne geçilmesi hedefleniyor.

90 günlük stok ve 15 ülke tedarikiyle arz güvenliği sağlanıyor.

Dünyadaki jeopolitik risklere ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı Türkiye, 90 günlük net ithalata denk ulusal petrol stoku ve 15 farklı ülkeden sağlanan kaynak çeşitliliği ile dirençli konumda. Ayrıca, yerli petrol üretimindeki artış da bu güvenliği pekiştiriyor.

Promosyonlar fiyatın önüne geçemeyecek.

Akaryakıtta uygulanan promosyonların fiyat şeffaflığını bozmasına izin verilmeyecek. Sunulan promosyonlardan en az birinin ücretsiz ya da indirimli akaryakıt/LPG olması zorunlu tutulurken, EPDK tüketicinin net fiyatı görmesini engelleyen manipülatif kampanyalara karşı tedbirlerini alıyor.

Şarj piyasasında yeni dönem başladı.

Elektrikli araç şarj istasyonu sayısı 43 bine yaklaşırken, yeni dönemde dinamik fiyatlandırma, roaming ile tek uygulamadan farklı istasyonlara erişim ve otoyollardaki istasyonlarda kredi kartıyla ödeme yapabilme gibi kullanıcı memnuniyetini merkeze alan adımlar devreye alındı.

LPG'de depolama hizmeti zorunlu hale geliyor.

LPG piyasasındaki ticaret daha şeffaf hale getirilerek aracı zinciri azaltıldı ve dağıtıcılar arası ticaret tek yönlü oldu. Ayrıca boş kapasitesi olan lisanslı depolama tesislerine hizmet verme zorunluluğu getirilerek, yeni dijital izleme sistemleri ile LPG hareketleri kontrol altına alındı.

Doğalgaz piyasası 25 yılda çağ atladı.

Sadece son çeyrek asırda doğalgaz kullanımının 5 ilden Türkiye'nin 81 iline ve 981 yerleşim yerine ulaştığı vurgulandı. Toplam şebeke uzunluğu 250 bin kilometreye çıkarken, 2018'de kurulan organize toptan piyasasıyla Türkiye bölgesinde günlük gaz ticareti yapabilen ilk ülke konumuna geldi.

Biyometan doğalgaz şebekesine dahil edilecek.

Yer altından çıkarılan gaza ek olarak, yenilenebilir kaynaklardan elde edilen biyogaz ve biyometanın da doğalgaz şebekesine entegre edilmesi için mevzuat çalışmaları yapılıyor. Bu sayede ilk etapta 2, orta vadede 5 milyar metreküp üretime ulaşılarak hem çevreci bir adım atılacak hem de dışa bağımlılık azaltılacak.

Kaynak: https://www.bloomberght.com/epdk-dort-yil-icin-776-milyar-lira-yatirim-planlandi-3775942

Makale içeriği

Çin, havacılık endüstrisinde sıfır emisyon hedefine yönelik kritik bir eşiği geçerek hidrojen yakıtlı bir kargo uçağının ilk test uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Çin Uçak Motoru Şirketi (AECC) tarafından geliştirilen megavat sınıfı AEP100 hidrojen turboprop motoruna sahip 7,5 tonluk insansız kargo uçağı; 300 metre irtifada, saatte 220 km hızla 16 dakika boyunca havada kaldı. Toplamda 36 kilometre yol kat eden uçağın test sürecinde hiçbir arıza yaşanmazken tüm manevralar sorunsuz tamamlandı.

Bu gelişme, hidrojenin havacılıkta doğrudan yakıt olarak kullanılabilirliğini kanıtlarken, öncelikli olarak "düşük irtifa ekonomisi" kapsamında insansız kargo taşımacılığı ve ada lojistiği gibi alanlarda ticari uygulamaların önünü açıyor. Ayrıca motor bileşenlerinden sistem entegrasyonuna kadar tam teşekküllü bir hidrojen enerjisi teknoloji zincirinin başarıyla kurulduğunu gösteriyor.

Tüm bu endüstriyel ve teknolojik ilerlemelerin ışığında; hidrojen altyapısının ölçeklenmesinin yeşil enerjiye yatırım trendlerini nasıl ivmelendireceği ve küresel ölçekteki finansal ekosistem dönüşümü üzerindeki etkileri ise büyük bir merak konusu.

Kaynak: https://www.hidrojenhaber.com/cin-hidrojen-motorlu-kargo-ucagini-ucurdu/

Bu yazıyı paylaş: