ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı saldırıların ardından Orta Doğu'da şiddetlenen ve bölgeye yayılan savaş, küresel piyasalarda "riskten kaçış" eğilimini tetiklerken, Türkiye piyasalarındaki etkileri de netleşmeye başladı. Özellikle faiz farkı getirisinden yararlanmak amacıyla ülkeye giren yabancı sermaye (carry trade) pozisyonlarında tarihi bir çözülme yaşanıyor.
Bloomberg HT'nin BDDK ve TCMB verileri üzerinden yaptığı hesaplamalara göre, savaşın piyasaları derinden etkilediği Mart ayının ilk iki haftasında Türkiye'den toplam 12 milyar dolarlık yabancı sermaye çıkışı gerçekleşti. Sadece Mart ayının ikinci haftasında kaydedilen 6,6 milyar dolarlık rekor çıkış, piyasalardaki tedirginliğin boyutunu gözler önüne serdi. Bu hızlı kaçışla birlikte, Ocak ayı sonunda 61 milyar doları aşan carry trade büyüklüğü, kısa süre içinde 47,2 milyar dolara kadar geriledi.
Tahvil ve Hisse Senetlerinden Hızlı Kaçış
TCMB'nin yayımladığı haftalık menkul kıymet istatistikleri, çıkışın detaylarını ortaya koyuyor. Yabancı yatırımcılar, 6 – 13 Mart haftasında hisse senedi piyasasında 321,8 milyon dolarlık, tahvil piyasasında ise (repo işlemleri hariç) 2,9 milyar dolarlık net satış gerçekleştirdi. Çatışmaların fiilen tırmandığı 27 Şubat sonrasındaki ilk iki haftalık süreçte kümülatif çıkış, hisse senetlerinde 1,1 milyar dolara, tahvil piyasasında ise 4,6 milyar dolara ulaştı. Yaşanan bu son çıkış dalgasıyla yabancı yatırımcıların toplam tahvil stoku içerisindeki payı %8,1 seviyesinden %6,9’a geriledi.
Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verileri, savaş öncesindeki Kasım 2025 - Şubat 2026 döneminde piyasalara yoğun bir yabancı girişi olduğuna işaret ediyordu. Sadece bu dönemde ABD'li fonlardan 7,6 milyar dolarlık bir giriş kaydedilmişti. Uzmanlar, mevcut tablonun Türkiye'nin iç makroekonomik dinamiklerindeki bir bozulmadan ziyade, tamamen jeopolitik krizin yarattığı küresel "kâr realizasyonu ve güvenli limanlara sığınma" refleksinden kaynaklandığını belirtiyor.
Bundan Sonra Ne Bekleniyor?
Ekonomi ve strateji kuruluşlarının değerlendirmelerine göre, savaşın süresinin ve kapsamının uzaması, gelişmekte olan piyasalara (EM) yönelik risk iştahını baskılamaya devam edecek. Küresel enerji ve petrol fiyatlarındaki sert dalgalanmaların Türkiye'nin dezenflasyon sürecine maliyet enflasyonu olarak yansıyabileceği, bu nedenle kısa vadede portföy akımları üzerinden kısmi yabancı çıkışlarının sürebileceği öngörülüyor.
Bununla birlikte, ekonomi yönetiminin uyguladığı sıkı maliye politikaları ve bütçe açığının milli gelire oranının %3 bandının altında tutulması, sistemik bir krize karşı önemli bir kalkan oluşturuyor. Yabancı yatırımcıların yerel tahvil piyasasındaki ağırlığının %6,9 gibi görece düşük bir seviyede bulunması da "ani, kontrolsüz ve yıkıcı bir çıkış" riskini sınırlayan en önemli faktör olarak öne çıkıyor. Piyasalar, jeopolitik gelişmeleri ve küresel enerji fiyatlarının seyrini yakından takip etmeye devam edecek.
Kaynaklar; https://www.ekonomim.com/ekonomi/savasin-piyasa-etkisi-carry-tradede-tarihi-cikis-haberi-883394
https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Istatistikler/ https://www.bddk.org.tr/BultenHaftalik/ , https://www.mkk.com.tr/veri-analiz-platformu , https://evds2.tcmb.gov.tr/
Midas tarafından hazırlanan 2026 Emtia Raporu, piyasalarda yaşanan mevcut hareketliliğin geçici bir döngüden ziyade köklü bir rejim değişikliği olduğunu ortaya koyuyor. Geçmiş dönemlerde sadece küresel büyüme veya Çin'in altyapı hamleleriyle yön bulan emtia fiyatları; günümüzde jeopolitik parçalanma, elektrifikasyon, yapay zeka destekli veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacı ve arz güvenliği gibi çok katmanlı dinamikler üzerinden şekilleniyor.
Rapordaki en kritik vurgulardan biri üretim zincirindeki kırılganlık ve yatırım eksikliğidir. Yeni maden projelerinin faaliyete geçme süresinin on yılı aşabilmesi ve 2015-2021 yılları arasında düşük fiyatlar nedeniyle ertelenen yatırımların yarattığı boşluk, arzın artan talebe hızla yanıt vermesini engellemektedir. Özellikle bakır ve lityum gibi kritik metallerde beklenen arz açığı ile üretimin belli coğrafyalarda yoğunlaşması, jeopolitik belirsizliklerle birleşerek fiyatların içine kalıcı bir güvenlik primi eklemektedir.
Değerli metaller cephesinde altın ve gümüş, iki katmanlı ve güçlü bir talep yapısıyla öne çıkıyor. Altın, spekülatif bir güvenli liman olmaktan çıkarak, başta Çin ve Rusya olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarının dolar bağımlılığını kırmak amacıyla kullandığı stratejik bir rezerv varlığına dönüşmüştür. Merkez bankalarının yüksek alım iştahı, altın fiyatlarındaki olası düşüşleri sınırlayan yapısal bir zemin yaratmaktadır. Gümüş ise hem değerli metal cazibesini korumakta hem de yeşil enerji dönüşümündeki kritik rolü nedeniyle sanayi talebinden beslenerek yapısal bir arz açığı sergilemektedir.Makroekonomik düzlemde ise piyasalar artık sadece Merkez Bankalarının kısa vadeli faiz indirimlerine odaklanmamakta; uzun vadeli getiri rejimlerini, artan risk primlerini ve bilanço yönetim stratejilerinin yarattığı likidite koşullarını yakından takip etmektedir. Raporun petrol ve enerji bölümüne dair giriş paylaşımlarında ise fiyatların klasik arz-talep dengesinden ziyade jeopolitik güvenlik ekseninde belirleneceği öngörülüyor.
Raporun linki: https://webcdn.getmidas.com/raporlar/2026-emtia-raporu.pdf
Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI), Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki akademik kapasitesini ilk kez bütüncül bir çerçevede ortaya koyan Yapay Zekâ Akademi Haritası’nı yayımladı. Hazırlanan bu harita, Türkiye’deki yapay zeka akademi ekosistemini yalnızca program ve merkez sayılarıyla değil, 43 üniversitenin yapay zeka araştırma odak alanlarını da kapsayan bütüncül bir çerçevede sunuyor. Böylece yapay zeka lisans ve yüksek lisans programları, araştırma merkezleri ve üniversitelerin araştırma odak alanları aynı yapı içinde bir araya geliyor.
Haritaya göre;
- Türkiye’de yapay zeka odaklı lisans programı sunan üniversite sayısı 4’ten 37’ye,
- Araştırma merkezi sayısı 13’ten 37’ye çıktı.
- Yüksek lisans programlarının sayısı ise 56’ya ulaştı.
TRAI’nın hazırladığı “Yapay Zeka Akademi Haritası” büyüyen yapıyı ilk kez bütüncül biçimde ortaya koyuyor.
Kaynak: https://turkiye.ai/trai-yapay-zeka-akademi-haritasi/
Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iweala, Kamerun'un başkenti Yaounde'de düzenlenen DTÖ Bakanlar Konferansı'nda yaptığı açılış konuşmasında, küresel ticaret sisteminin son 80 yılın en ciddi aksaklıklarını yaşadığını ve bilinen çok taraflı dünya düzeninin geri dönülmez biçimde değiştiğini açıkladı.
DTÖ Genel Direktörü, mevcut krizlerin yalnızca güncel çatışmalardan kaynaklanmadığını; jeopolitik gerilimler, iklim baskıları ve hızlı teknolojik dönüşümlerin de etkisiyle ticaret, enerji, gübre ve gıda alanlarının derinden sarsıldığını belirtti.
Yaşanan bu çok boyutlu krizlerin hem ulusal hükümetleri hem de uluslararası kurumları zorladığı, aynı zamanda çok taraflı dünya düzenine yönelik eleştirileri artırdığı vurgulandı.
Orta Doğu, Sudan ve Ukrayna'daki çatışmaların küresel belirsizliği artırdığı bir dönemde toplantının Afrika'da yapılmasının anlamlı olduğuna dikkat çeken Okonjo-Iweala, "Afrika, geleceğin kıtasıdır" değerlendirmesini yaptı.
Konferansın Gündemi ve Zorluklar: 166 üye ülkenin katılımıyla dört gün sürecek toplantılarda temel hedef; tıkanan müzakereler, artan korumacılık ve jeopolitik gerilimler nedeniyle zayıflayan DTÖ'yü yeniden canlandırmak. Ancak, özellikle Orta Doğu'daki savaşın tetiklediği ekonomik dalgalanmalar ve tedarik zincirindeki riskler nedeniyle üye ülkeler arasında derin görüş ayrılıkları yaşandığı ifade ediliyor.
Kaynak: https://www.ekonomim.com/kuresel-ekonomi/dto-kuresel-ticaret-sistemi-son-80-yilin-en-ciddi-krizleriyle-karsi-karsiya-haberi-884216
Yapay Zeka ile Günümüz Alışveriş Dinamikleri Yeniden Şekilleniyor
"Capgemini - What Matters to Today's Consumer 2026" Raporu, yapay zekanın (AI) tüketici değer algısını nasıl dönüştürdüğünü ve günümüz alışveriş dinamiklerini inceliyor. Tüketicilerin karar verme süreçleri; yapay zeka destekli alışveriş, artan şeffaflık beklentileri ve kritik anlarda anlamlı insan etkileşimi talepleri doğrultusunda yeniden şekilleniyor.
Öne çıkan ana temalar şunlardır:
Fiyat Şeffaflığı ve Adalet:
Tüketiciler için değer yalnızca uygun fiyat anlamına gelmez; şeffaf fiyatlandırma, tutarlı politikalar ve net bir iletişim kalitenin yanında en önemli unsurlardır. Tüketicilerin %74'ü başka bir yerde daha düşük bir standart fiyat bulduğunda markasını değiştireceğini söylüyor. Aynı zamanda, %71'i açık bir iletişim yapılmadan paket boyutlarının küçültülmesi veya kalitenin düşürülmesi durumunda markasını terk edeceğini belirtiyor.
Küçülme (Shrinkflation) Tepkisi:
Tüketicilerin %64'ü ürün gramajının aynı fiyata küçültülmesini haksız bir uygulama olarak görüyor. Çoğunluk (%66), haber verilmeden yapılan boyut küçültmeleri yerine küçük fiyat artışlarını tercih edeceğini ifade ediyor.
Kalite ve Sağlık:
Taze ürünlerde tüketicilerin %74'ü için kalite en büyük itici güç konumundayken , sağlık faydaları (%69) ve temiz içerikler (%68) satın alma kararlarında güçlü bir etkiye sahip.
Stratejik Tasarruf:
Enflasyon yorgunluğu nedeniyle tüketiciler indirim kovalıyor ve önceliklerini yeniden belirliyor. Yaklaşık yarısı (%49) bütçesini yönetmek için daha küçük miktarlarda alım yapıyor veya daha ucuz alternatiflere yöneliyor.
Karma Harcama (Hybrid Mindset):
Tüketiciler bazı kategorilerde daha ucuz seçenekleri tercih ederken, sağlık gibi güvenilirliğin kritik olduğu kategorilerde harcamalarını kısmıyor ve sadakatlerini koruyorlar. Anlık dürtüsel alışverişleri kıstığını söyleyenlerin oranı geçen yıla göre azalarak %71'den %54'e gerilemiştir; bu da tasarrufun yanında bilinçli küçük zevklere (intentional indulgence) geri dönüşün başladığını göstermektedir.
Kullanım Oranı:
Tüketicilerin %52'si haftada en az bir kez yeniden sipariş verme veya yemek planlama gibi rutin görevleri otomatikleştiren sanal asistanları kullanıyor.
Kontrol ve Şeffaflık:
Yapay zeka kullanımında kontrol tüketiciler için çok önemli; %76'sı bir asistanın ne zaman harekete geçeceği konusunda net kurallar belirlemek istiyor. Ek olarak, tüketicilerin %71'i üretken yapay zekanın kişisel bilgilerini nasıl kullandığı konusunda endişe duyuyor.
Sentetik Influencer'lar:
Yapay zeka ile oluşturulmuş influencer'ların bilinirliği %66 seviyesinde olmasına rağmen, onlara duyulan güven %52 ile düşük kalıyor. Müşterilerin üçte ikisi, markaların yapay zeka ile üretilmiş reklamları açıkça beyan etmesini bekliyor.
Tüketicilerin %63'ü üretken yapay zekanın hiper kişiselleştirilmiş içerikler sunmasını bekliyor. Ancak insan faktörü halen vazgeçilmezdir. Tüketicilerin %70'inden fazlası, karmaşık satın alımlarda veya müşteri hizmetleri sorunlarının çözümünde yüz yüze (veya canlı) insan desteğine değer verdiğini vurguluyor.
Şirketler İçin Öneriler:
Rapor, perakende ve tüketici ürünleri (CPR) şirketlerine büyüme ve sadakat için şu adımları tavsiye ediyor:
- Dijital asistanları arka planda çalışan araçlar yerine, satın alma davranışını yönlendiren aktif etkileşim kanalları olarak konumlandırmak.
- Fiyatlandırma, envanter doğruluğu ve müşteri deneyimi operasyonlarına adaleti, tutarlılığı ve şeffaflığı entegre etmek.
- Sadakati, hem finansal hem de duygusal getiriler sunan iki yönlü bir ilişki olarak yeniden tanımlamak
Türk sanayisinin en köklü gruplarından Eczacıbaşı Holding, Türkiye'nin ikonik temizlik kağıdı markaları Selpak, Solo, Silen ve Servis'i bünyesinde barındıran Sanipak'ın yüzde 100 hissesini devretmeye hazırlanıyor. 20 Mart 2026 tarihinde imzalanan dev anlaşmaya göre, şirket 600 milyon dolar değerleme üzerinden Malezya merkezli Arch Peninsula Sdn Bhd firmasına satılacak.
Nihai Rakam Kapanışta Netleşecek
Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yapılan bildirim ve finansal raporlara göre, 600 milyon dolarlık işletme değeri üzerinden yapılacak satışın nihai bedeli, devir tarihindeki net borç ve işletme sermayesi gibi finansal kalemlerin hesaplanmasıyla kesinlik kazanacak. Satış işleminin resmi olarak tamamlanabilmesi için başta Rekabet Kurumu olmak üzere ilgili otoritelerin onayı bekleniyor.
Kaynak: https://www.ekonomim.com/ekonomi/eczacibasindan-dev-satis-selpak-ve-solo-malezyali-oluyor-haberi-883339