ABD merkezli finans kuruluşu Citizens Bank tarafından yayımlanan “2026 AI Trends in Financial Management” başlıklı rapor, finans dünyasının yapay zeka konusundaki çekingenliğini üzerinden attığını ve artık daha stratejik, otonom bir sürece girdiğini ortaya koyuyor. Rapora göre, 2026 yılına gelindiğinde yapay zeka bir "yardımcı araç" olmaktan çıkıp, karmaşık kararları bağımsızca alabilen "Ajan Yapay Zeka" (Agentic AI) sistemlerine evrilecek.
Yatırımlar Hız Kesmiyor, Beklentiler Gerçekleşiyor
Araştırma, orta ölçekli şirketlerin (yıllık geliri 50 milyon ile 1 milyar dolar arası) yapay zekaya olan güveninin arttığını gösteriyor. 2023 yılında bu şirketlerin %58'i AI yatırımlarını artırmayı planlarken, bu oran 2025-2026 projeksiyonunda %82'ye yükselmiş durumda. Şirketlerin yatırımlarından elde ettikleri getiri (ROI) oranı %35 seviyelerine ulaşarak, beklenen %41'lik başarı eşiğine iyice yaklaştı.
Ajan Yapay Zeka (Agentic AI) Sahneye Çıkıyor
Raporun en dikkat çekici noktası, daha önceki yıllarda adı dahi geçmeyen "Agentic AI" teknolojisinin yükselişi. Bu sistemler, sadece veri analizi yapmakla kalmayıp, çok aşamalı süreçleri kendi başlarına yürütebiliyor. Orta ölçekli şirketlerin %82'si, özel sermaye (PE) firmalarının ise %95'i bu teknolojiyi 2026 yılına kadar operasyonlarına dahil etmeyi planlıyor.
Kritik Kullanım Alanları: Siber Güvenlik ve Dolandırıcılıkla Mücadele
Finans liderleri yapay zekayı en çok şu alanlarda kullanıyor:
Siber Güvenlik ve Dolandırıcılık Tespiti: Şirketler, derin sahtecilik (deepfake) ve gelişmiş oltalama saldırılarına karşı AI tabanlı savunma kalkanları kuruyor.
Müşteri Deneyimi: Artık başarı kriteri sadece maliyet tasarrufu değil, "müşteri memnuniyeti" olarak tanımlanıyor.
Finansal Planlama ve Analiz (FP&A): Raporlama süreçleri hızlanırken, insan hatası riski minimize ediliyor.
Dış Kaynaktan "İç Geliştirmeye" Dönüş
İlginç bir trend ise şirketlerin artık yapay zeka çözümlerini dışarıdan satın almak yerine, kendi bünyelerinde (in-house) geliştirmeye başlaması. Özel sermaye firmalarında dış kaynak kullanımı %76’dan %52’ye gerileyerek, teknolojinin şirketlerin çekirdek yetkinliği haline geldiğini kanıtlıyor.
Yatırımcıların Yeni Gözdesi: "AI-Olgunluğu"
Özel sermaye (PE) firmaları artık portföylerine yeni bir şirket eklerken "AI stratejisinin olup olmadığına" bakıyor. Araştırmaya katılan PE liderlerinin %97'si, başarılı bir yapay zeka stratejisine sahip şirketleri çok daha çekici bulduğunu belirtiyor.
Kaynak: https://www.citizensbank.com/corporate-finance/insights/ai-trends-financial-management-2026.aspx
İmalat sanayine yönelik kapsamlı bir finansman ve istihdam destek programı devreye alınıyor. “İmalat Sanayi Finansmanı ve İstihdamı Koruma Programı” adı verilen çalışma kapsamında sektöre toplam 151 milyar TL’lik kaynak sağlanacak.
Program çerçevesinde 51 milyar TL’lik bölüm İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanırken, 100 milyar TL’lik finansman ise 15 banka ile yapılan protokol aracılığıyla kullandırılacak. Destek paketinin temel amacı, özellikle ekonomik dalgalanmalardan etkilenen imalat sanayinde üretim kapasitesinin ve istihdamın korunması.
Kredi desteği kapsamında işletmeler, bir aylık istihdam maliyetleriyle orantılı olacak şekilde azami 50 milyon TL’ye kadar finansman kullanabilecek. Kredilerde 6 aya kadar anapara ödemesiz dönem uygulanacak ve toplam vade 36 aya kadar uzayabilecek. Böylece firmaların kısa vadeli nakit akışı baskısının azaltılması hedefleniyor.
KOBİ’ler açısından finansman maliyetini düşürücü bir mekanizma da devreye alınacak. KOSGEB tarafından kredi faizinin 10 puanlık kısmı karşılanacak. Bu destek sayesinde KOBİ’lerin yıllık finansman maliyetinin yaklaşık yüzde 23 seviyelerine kadar gerileyebileceği belirtiliyor.
Program yalnızca kredi desteğiyle sınırlı kalmayacak. İstihdamını koruyan imalat işletmelerine çalışan başına aylık 3.500 TL nakit destek verilecek. Özellikle tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerin bu uygulamadan önemli ölçüde yararlanması bekleniyor.
2 Mart itibarıyla başlayacak başvurularla birlikte, toplamda 221 binden fazla işletmenin desteklenmesi ve yaklaşık 1,1 milyon kişilik istihdamın korunması hedefleniyor. Programın, imalat sanayinde üretim sürekliliğini sağlaması ve istihdam kayıplarını sınırlaması amaçlanıyor.
Kaynak: https://www.dunya.com/ekonomi/isletmelere-50-milyon-tl-kredi-destegi-verilecek-haberi-816043
Uluslararası Para Fonu (IMF) İcra Direktörleri Kurulu, Türkiye ile yürütülen 2025 Madde IV Konsültasyonu sonuçlarını açıkladı ve raporda, Türkiye ekonomisinin dezenflasyon sürecinde belirgin ilerleme kaydettiğini, ancak yüksek enflasyon ve dış risklerin sürdüğü konusunda uyarıda bulundu.
Enflasyon: Eylül 2024’te %49,4 olan yıllık enflasyon, Aralık 2025’te %30,9’a geriledi. Sıkı para politikası, güçlü mali konsolidasyon ve temkinli gelir politikaları bu düşüşte rol oynadı.
2025 Büyümesi: Gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) büyümesinin yaklaşık %4,1 olduğu öngörülüyor.
2026 Tahmini: IMF, 2026 yılı için büyüme beklentisini %4,2 olarak açıkladı ve enflasyonun yıl sonunda %23 seviyesine gerilemesini bekliyor.
Cari Denge ve Rezervler: Cari açık “uygun şekilde” finansman bulurken, rezervlerin IMF yeterlilik göstergelerinin yaklaşık %80’i düzeyinde korunabileceği belirtildi.
Politika Değerlendirmesi
IMF Direktörleri, Türkiye’nin dezenflasyon programını ve makroekonomik istikrarı destekleyen politikaları olumlu olarak değerlendirdi. Ancak, raporda aşağıdaki uyarı ve tavsiyeler öne çıktı:
???? Enflasyon hâlâ hedefin çok üzerinde seyrediyor ve bu durum ekonomiyi şoklara karşı kırılgan bırakıyor.
???? Makroekonomik politika bileşiminin daha da sıkılaştırılması gerektiği vurgulandı; özellikle para politikasının “daha belirgin şekilde sıkı” kalması, enflasyon beklentilerinin yeniden sabitlenmesi açısından önemli.
???? Bütçe açığının orta vadeli hedefin altına geçici olarak çekilmesi ve vergi tabanının genişletilmesi önerildi.
???? Yapısal reformlar: Üretkenliği artıracak, dış kırılganlığı azaltacak ve orta vadeli büyümeyi destekleyecek yapısal adımlar – özellikle çalışma, eğitim, kurumsal çerçeve ve yenilenebilir enerji yatırımları – öncelikli olarak işaret edildi.
⚠️ Riskler ve Dikkat Çekilen Unsurlar
IMF raporu, Türkiye ekonomisinin şu risklerle karşı karşıya olduğunu belirtti:
- Küresel belirsizlikler, ticaret koşulları ve bölgesel çatışmalar gibi dış riskler enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir.
- Enerji fiyatları veya olumsuz hava koşulları gibi beklenmedik şoklar, halen yüksek seyreden fiyat artışını uzatabilir.
- Finansal sektör üzerinde baskı ve üretkenlik büyümesinin yavaş seyretmesi de raporda dikkat çekilen diğer risk alanları oldu.
IMF’nin 2025 Madde IV raporu, Türkiye ekonomisinin dezenflasyon sürecinde kayda değer ilerleme sağladığını kabul ederken, yüksek enflasyonun baskısını azaltmak, makroekonomik istikrarı güçlendirmek ve dış kırılganlıklara karşı dayanıklılığı artırmak için daha sıkı ve koordineli politikaların gerekliliğini vurguladı.
Kaynak: https://www.imf.org/en/news/articles/2026/02/13/pr-26047-turkiye-imf-executive-board-concludes-2025-article-iv-consultation
Türkiye’nin ulaştırma vizyonunda yeni bir dönüm noktası yaşanıyor. İstanbul’un iki yakasını ve iki büyük havalimanını birbirine bağlayacak olan Kuzey Çevre Demiryolu Projesi için beklenen dev finansman paketi onaylandı. Toplamda 6,75 milyar dolarlık dış kaynak, projenin hayata geçirilmesi için güvence altına alındı.
6 Uluslararası Kuruluş Güçlerini Birleştirdi
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından koordine edilen süreçte, projenin finansmanı için 6 önemli uluslararası finans kuruluşuyla ön anlaşma sağlandı. Sağlanan bu 6,75 milyar dolarlık kaynak, projenin teknik altyapısından inşaat süreçlerine kadar tüm aşamalarında kullanılacak.
İstanbul Havalimanı ve Sabiha Gökçen Raylarla Bağlanıyor
Çayırova’dan başlayıp Çatalca’ya kadar uzanacak olan bu stratejik hat, Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden geçerek İstanbul Havalimanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı’nı kesintisiz bir raylı sistem ağıyla birbirine bağlayacak. Bu hat, sadece yolcu taşımacılığında değil, kıtalararası yük taşımacılığında da Türkiye’nin lojistik gücünü katlayacak.
Kıtalararası Lojistikte Yeni Merkez
Haberde, projenin "Kalkınma Yolu" ve "Orta Koridor" stratejileriyle entegre olacağı vurgulanıyor. Bu demiryolu bağlantısı sayesinde, Asya’dan Avrupa’ya giden ticaret hattında Türkiye’nin transit rolü daha da sağlamlaşacak. Projenin tamamlanmasıyla birlikte lojistik maliyetlerin düşmesi ve karbon emisyonunun azaltılması hedefleniyor.
Ekonomiye ve İstihdama Büyük Katkı
Devasa bütçesiyle dikkat çeken bu yatırımın, inşaat sürecinden itibaren binlerce kişiye istihdam sağlaması ve bölgedeki ticari hareketliliği artırması bekleniyor. Türkiye’nin ulaştırma ağını modernleştiren bu adım, uluslararası arenada ülkenin yatırım yapılabilirliğini ve altyapı gücünü bir kez daha tescillemiş oldu.
Kaynak: https://www.bloomberg.com/news/articles/2026-02-24/turkey-gets-6-75-billion-financing-for-intercontinental-railway
Forbes'un 11. kez yayınladığı yıllık rapora göre, fintech dünyasında artık sadece "hızlı büyüme" değil, sürdürülebilir kârlılık ve teknolojik derinlik ön planda tutuluyor.
1. Kripto ve DeFi'nin Güçlü Dönüşü
Forbes araştırmasına göre, 2026 listesinde kripto para ve blokzinciri odaklı şirketler belirgin bir ağırlığa sahip. Özellikle Polymarket, Securitize, Phantom, Ledn ve dış fonlama almadan büyüyen Hyperliquid, listenin en dikkat çeken kripto oyuncuları arasında yer alıyor. Bu durum, kurumsal yatırımcının kripto ekosistemine olan güveninin yeniden tesis edildiğini gösteriyor.
2. Yapay Zeka (AI) Entegrasyonu
Listeye giren şirketlerin ortak özelliği, yapay zekayı sadece bir "trend" olarak değil, operasyonel maliyetleri düşüren ve risk yönetimini (underwriting) optimize eden temel bir araç olarak kullanmaları. Özellikle B2B (işletmeden işletmeye) hizmet veren fintech'lerin, bankacılık altyapılarını yapay zeka ile modernize ettiği görülüyor.
3. Finansal Kapsayıcılık ve Küresel Genişleme
Forbes araştırması, gelişmekte olan pazarlarda mikro krediler ve dijital cüzdanlar aracılığıyla finansal erişimi artıran şirketlere vurgu yapıyor. Örneğin, 10. kez listeye girmeyi başaran Tala, 13 milyondan fazla müşteriye ulaşarak finansal kapsayıcılığın ekonomik değerini kanıtlamaya devam ediyor.
4. Sektörel Dağılım ve Yatırım Trendleri
Ödemeler (Payments): Stripe ve Adyen gibi devlerin öncülüğünde, ödeme sistemleri hâlâ en çok fonlanan ve en yüksek işlem hacmine sahip kategori.
Sigorta Teknolojileri (Insurtech): Kişiselleştirilmiş sigorta çözümleri sunan girişimler, veri analitiği sayesinde listedeki yerini koruyor.
B2B Finans: Şirketlerin hazine yönetimi, faturalama ve harcama yönetimini dijitalleştiren platformlar, yatırımcıların en güvenli limanı haline geldi.
5. Fonlamada Toparlanma Sinyalleri
2024 ve 2025 yıllarında yaşanan durgunluğun ardından, 2026 itibarıyla özel fintech fonlamalarında yukarı yönlü bir ivme gözleniyor. Ancak yatırımcılar artık "her ne pahasına olursa olsun büyüme" yerine, birim ekonomisi güçlü ve net kâr açıklayan girişimlere yöneliyor.
Fintech 50 2026 listesinin tamamını burada görebilirsiniz .
Türkiye’de elektrikli otomobil pazarı 2026 yılına güçlü bir başlangıç yaptı. Ocak ayında tam elektrikli (BEV) otomobil satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 83,8 artarak 11 bin 158 adete ulaştı. Aynı dönemde toplam otomobil satışları 61 bin 055 adet olarak gerçekleşti.
Yeni satış performansıyla birlikte elektrikli otomobillerin toplam pazardan aldığı pay yüzde 18,28’e yükseldi. Türkiye, böylece yüzde 19,67 seviyesindeki Avrupa ortalamasına önemli ölçüde yaklaşmış oldu.
Avrupa’da tablo nasıl?
Avrupa ülkeleri arasında elektrikli otomobil pazar payında zirvede yüzde 93,96 ile Norveç yer alırken, Danimarka yüzde 82,94 ile ikinci sırada bulunuyor. Finlandiya (yüzde 45,86), İsveç (yüzde 41,83) ve Belçika (yüzde 36,76) üst sıralardaki diğer ülkeler olarak öne çıkıyor.
Türkiye ise yüzde 18,28’lik pay ile Avrupa ortalamasının hemen altında konumlanarak 16. sırada yer aldı. Türkiye’nin hemen üzerinde Almanya (yüzde 22,01), İrlanda (yüzde 21,15) ve İsviçre (yüzde 20,77) gibi pazarlar bulunuyor.
İşte dünyada elektrikli otomobil pazarı:
- Norveç - %93,96
- Danimarka - %82,94
- Finlandiya - %45,86
- İsveç - %41,83
- Belçika - %36,76
- Lüksemburg - %29,20
- Fransa - %28,28
- Portekiz - %25,78
- Hollanda - %25,28
- Malta - %25,22
- Almanya - %22,01
- İrlanda - %21,15
- İsviçre - %20,77
- Birleşik Krallık - %20,57
- Avusturya - %20,51
- AB Ortalaması - %19,67
- Türkiye - %18,28
Kaynak: https://www.dunya.com/sektorler/otomotiv/dunyada-elektrikli-otomobil-pazari-turkiyenin-yeri-dikkat-cekti-haberi-816097
Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Çin ekonomisindeki iç dengesizliklerin rekor seviyeye ulaştığını ve ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği için kamu harcamaları ile dış ticaretin kritik birer dayanak haline geldiğini açıkladı.
Fitch Ratings’in yayımladığı son rapora göre, Çin ekonomisinde iç talep zayıflığını korurken, büyüme rakamları giderek daha fazla mali teşviklere ve net ihracata bağımlı bir yapı sergiliyor. Kurum, Çin ekonomisindeki iç finansal dengesizliklerin tarihi zirvelerde olduğuna dikkat çekerek, 2026 yılı için büyüme öngörülerini paylaştı.
İç Talep Yetersiz, Tasarruf Oranları Yüksek
Raporda öne çıkan en kritik noktalardan biri, Çinli hanehalkının tüketim eğilimindeki durgunluk oldu. Fitch analizinde, gayrimenkul sektöründeki devam eden krizin servet etkisini negatif etkilediği ve tüketicileri harcama yapmak yerine tasarrufa yönelttiği belirtildi. Yüksek tasarruf oranlarının iç piyasayı daralttığı, bu durumun da deflasyonist baskıları tetiklediği vurgulandı.
Büyümede 2026 Senaryosu: %4,1
Fitch, iç pazardaki bu tıkanıklık nedeniyle 2026 yılı GSYH büyüme tahminini %4,1 olarak belirledi. Raporda, hükümetin mali destekleri artırmaması veya küresel ticaret talebinde bir yavaşlama yaşanması durumunda, büyüme oranlarının bu seviyenin de altına inebileceği uyarısı yapıldı.
Mali Destek ve İhracat "Can Simidi" Oldu
Ekonominin direncini koruyan iki ana unsurun kamu yatırımları ve teknoloji odaklı ihracat olduğu ifade edildi. Özellikle yüksek katma değerli ürünlerin küresel pazardaki payı büyümeye katkı sağlasa da, Fitch bu durumun ticaret ortaklarıyla olan gerilimi artırabileceğine ve "korumacılık" risklerini beraberinde getirebileceğine işaret etti.
Yapısal Dönüşüm İhtiyacı
Fitch analistleri, Çin’in büyüme modelini yatırım ve ihracat odaklı yapıdan tüketim odaklı bir yapıya dönüştürmekte zorlandığını belirterek, yerel yönetim borçlarının (LGFV) finansal sistem üzerindeki riskli yükünün devam ettiğini not etti.
Rapor Linki: https://www.fitchratings.com/research/sovereigns/china-imbalances-show-growth-dependence-on-fiscal-support-net-trade-23-02-2026