FİNTEO MAG Şubat 2026 - Küresel Piyasada Nadir Toprak Elementleri Hareketliliği

FİNTEO MAG Şubat 2026 - Küresel Piyasada Nadir Toprak Elementleri Hareketliliği

Çin’in İhracat Kısıtlamaları ve Batı’nın Stratejik Yanıtı

Nadir toprak elementleri (NTE) piyasası, 2026 yılının ilk ayında Çin’in tedarik zinciri üzerindeki baskısı ve Batılı ülkelerin bu bağımlılığı kırma yönündeki agresif adımlarıyla sarsılıyor. 19-25 Ocak haftasına damga vuran gelişmeler, nadir toprak elementlerinin stratejik önemini bir kez daha ortaya koydu.

Çin’in İhracat Freni:

Ağır Nadir Toprak Elementlerinde Sert Düşüş Çin gümrük makamlarından gelen son veriler, yüksek teknolojili mıknatıs üretimi için kritik olan ağır nadir toprak elementleri ihracatında ciddi bir daralmaya işaret ediyor. 2025 yılının genelinde disprozyum ihracatı %35, terbiyum ihracatı ise %38 oranında azaldı. Özellikle Japonya’ya giden malzemenin keskin bir şekilde düşmesi, Nisan ayından bu yana uygulanan ihracat kısıtlamalarının küresel pazarda arz güvenliğini tehdit etmeye devam ettiğini gösteriyor.

Avrupa’nın “Made in Europe” Hamlesi Avrupa Birliği, kritik minerallerde dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla "Endüstriyel Hızlandırıcı Yasası"nı (IAA) duyurmaya hazırlanıyor. 28 Ocak’ta sunulması beklenen yasa taslağı, nadir toprak elementleri işleme tesisleri ve mıknatıs üretimi gibi stratejik alanlarda %60-80 oranında yerli içerik şartı getirmeyi hedefliyor. Bu adım, Avrupa’nın kendi nadir toprak elementi ekosistemini kurma çabası olarak değerlendiriliyor.

Dev Satın Alma:

Batı’nın En Büyük Nadir Toprak Gücü Doğuyor ABD merkezli Energy Fuels, Avustralyalı Strategic Materials (ASM) şirketini yaklaşık 300 milyon dolar karşılığında bünyesine katacağını açıkladı. Bu hamleyle şirket, madenden nihai metale kadar olan tüm süreci Çin dışında kontrol eden en büyük üretici olmayı hedefliyor. Özellikle ağır nadir toprak elementlerinin rafine edilmesi ve alaşıma dönüştürülmesi noktasında Çin'in tekelini kırmak için kritik bir boşluğun doldurulması bekleniyor.

Avustralya ve Suudi Arabistan’da Yeni Stratejiler Lynas Rare Earths:

Dünyanın Çin dışındaki en büyük üreticisi olan Avustralyalı Lynas, üretimdeki teknik aksamalara rağmen neodimyum-praseodimyum (NdPr) fiyatlarındaki artış sayesinde gelirlerini yükseltti. Şirket, ağır nadir toprak elementleri kapasitesini artırmak için Malezya tesislerini genişletiyor.

Suudi Arabistan Hub Olma Yolunda:

US Strategic Metals, Suudi Arabistan’da bölgeden gelecek cevherleri işlemek üzere bir nadir toprak rafinerisi kurmayı planlıyor. Bu, Krallığın petrol bağımlılığını azaltma ve kritik minerallerde bir merkez olma vizyonunun parçası olarak görülüyor.

Kaynak: https://strategicmetalsinvest.com/weekly-news-review-jan-19-jan-25-2026/

Makale içeriği

Goldman Sachs tarafından yayımlanan "Commodities Outlook 2026" raporuna göre, küresel emtia piyasaları 2026 yılında yapısal bir kabuk değiştirme sürecine giriyor.

Analistler, dünya ekonomisinin pandemi sonrası döngüsel etkilerden tamamen sıyrılıp; enerji dönüşümü, jeopolitik gerilimler ve değişen ticaret politikalarının şekillendirdiği yeni bir gerçekliğe uyum sağladığını vurguluyor. Bu dönemde emtialar, sadece birer ham madde değil, küresel güç dengelerini belirleyen stratejik varlıklar olarak konumlanıyor.

Raporda özellikle petrol piyasalarındaki arz-talep dengesizliğine dikkat çekiliyor. Goldman Sachs uzmanları, talep artışındaki ivme kaybına karşın, arz tarafındaki disiplinin ve stratejik rezerv yönetiminin fiyatlarda sert düşüşleri frenleyebileceğini öngörüyor. Öte yandan, bakır ve alüminyum gibi endüstriyel metaller, yeşil enerji altyapısına yönelik devasa yatırımlar sayesinde "boğa piyasası" döngüsünü sürdürme potansiyeli taşıyor. Bu durum, madencilik sektöründeki yatırım yetersizlikleriyle birleştiğinde, 2026’da arz daralmalarının fiyatlarda ani sıçramalar yaratabileceği uyarısını beraberinde getiriyor.

Goldman Sachs, 2026 görünümünde yatırımcılara "aktif yönetim ve seçicilik" tavsiye ediyor. Küresel dezenflasyon süreci devam etse de, emtiaların jeopolitik risklere karşı bir sigorta rolü üstlenmeye devam edeceği belirtiliyor. Rapora göre, özellikle yenilenebilir enerji teknolojilerine doğrudan girdi sağlayan emtialar, önümüzdeki on yılın ekonomik kazananlarını belirlemede anahtar rol oynayacak.

Rapor linki: https://www.goldmansachs.com/pdfs/insights/goldman-sachs-research/2026-outlooks/CommoditiesOutlook2026.pdf


Makale içeriği

 

Lazard Geopolitical Advisory (LGA) tarafından yayımlanan "2026'nın En Önemli Jeopolitik Eğilimleri" başlıklı rapor, 2025'teki dalgalanmaların ardından şekillenen yeni dünya düzenini ve iş dünyasını bekleyen riskleri mercek altına alıyor. Rapora göre 2026, devletlerin piyasalardaki rolünün arttığı, ticaret savaşlarının derinleştiği ve kritik kaynaklara erişim mücadelesinin ön plana çıktığı bir yıl olacak.

Yeni Ekonomik Milliyetçilik ve Devlet Müdahalesi

Washington'ın başlattığı "kaslı ekonomik müdahale" ve işleme dayalı (transactional) diplomasi modeli, dünya genelinde yeni bir sanayi stratejisi standardı haline geliyor. Rapora göre, "laissez-faire" (bırakınız yapsınlar) dönemi kapanırken, hükümetlerin artık sadece birer hakem değil, kurumsal arenanın en büyük oyuncuları olduğu bir döneme giriliyor. Bu durum, şirketlerin daha fazla denetimle karşılaşacağı ve birden fazla başkentten gelen talepleri yönetmek zorunda kalacağı bir "yeni normali" beraberinde getiriyor.

AB-Çin Çatışması ve Latin Amerika'da Sağa Kayış

Avrupa ve Çin arasındaki gerilimin, elektrikli araçların ötesine geçerek rüzgar türbinleri, güneş panelleri ve yarı iletkenlere sıçraması bekleniyor. Avrupa'nın Çin'in endüstriyel kapasite fazlasına karşı yeni ticaret kısıtlamaları getireceği öngörülüyor. Öte yandan Latin Amerika’da, sol hükümetlerin zayıf ekonomik performansları nedeniyle seçmenlerin sağ partilere yöneldiği, bu durumun bölgede daha piyasa dostu politikaları ve güvenlik odaklı reformları tetikleyebileceği belirtiliyor.

Kritik Maden İttifakları ve ABD-Çin Arasındaki Hassas Denge

Enerji dönüşümü için hayati önem taşıyan kritik mineraller, 2026'da ulusal güvenlik meselesi olarak en üst sıraya yerleşiyor. Çin'in ihracat kontrollerine karşı ABD ve Avrupa'nın kendi tedarik zincirlerini kurma yarışı hız kazanacak. ABD ve Çin liderleri arasında planlanan yoğun zirve trafiğine rağmen, teknoloji kısıtlamaları ve Tayvan gibi yapısal sorunların yarattığı kırılganlık devam ediyor. 2026, bu iki dev güç arasında kalıcı bir anlaşmanın mı yoksa büyük bir kopuşun mu yaşanacağını belirleyen kritik bir yıl olacak.

Rapor linki: https://www.lazard.com/research-insights/top-geopolitical-trends-in-2026/


Makale içeriği

 

Bloomberg'in haberine göre, Türk borsası 2026 yılına tarihi bir başlangıç yaparak yaklaşık otuz yılın en güçlü Ocak ayı performansına imza atmaya hazırlanıyor. Yatırımcıların yoğun ilgisiyle karşılaşan BIST 100 endeksi, 1997 yılından bu yana kaydedilen en yüksek Ocak ayı getirisini hedefleyerek küresel piyasalardan pozitif ayrışıyor. Bu durum, yatırımcıların Türkiye’nin ekonomik geleceğine dair güveninin arttığını ve şirketlerin piyasa değerlerinin rekor seviyelere ulaştığını teyit ediyor.

Yatırımcıların Türk varlıklarına akın etmesindeki temel etkenin, ekonomi yönetiminin uyguladığı dezenflasyon politikaları ve rasyonel adımlar olduğu belirtiliyor. Özellikle enflasyonla mücadeledeki kararlılık ve yabancı sermaye girişlerindeki ivmelenme, hisse senetlerine olan talebi zirveye taşıdı. Piyasa analistleri, borsadaki bu güçlü seyri sadece bir rakam artışı değil, Türkiye’nin makroekonomik görünümüne ve şirketlerin karlılık potansiyeline duyulan güvenin bir yansıması olarak değerlendiriyor.

Ocak ayı boyunca devam eden bu yukarı yönlü ivme, bankacılık ve sanayi endeksleri öncülüğünde BIST 100’ü yeni zirvelere taşıdı. Uzmanlar, borsanın bu performansının ülkeye döviz girişi sağladığını ve Türk varlıklarının küresel ölçekte yeniden "cazip" hale geldiğini vurguluyor. Bu tarihi başlangıcın, yatırımcı iştahının sürmesi durumunda yılın geri kalanı için de çok güçlü bir ekonomik referans oluşturması bekleniyor.

Kaynak: https://www.bloomberg.com/news/articles/2026-01-29/turkish-stocks-eye-best-january-since-1997-as-investors-pile-in

Makale içeriği

 

Lloyds Banking Group, yapay zekaya yaptığı teknoloji yatırımları sayesinde 2026 yılına kadar 100 milyon sterlinin üzerinde bir ekonomik değer elde etmeyi planlıyor. Banka, bu hedefe ulaşmak için yapay zekayı hem müşteri deneyiminde hem de operasyonel verimlilikte ana merkez haline getiriyor.

Bu hedefe ulaşmak için yürütülen çalışmalardan bazıları şunlardır:

Akıllı Finansal Asistan:

Bankanın mobil uygulamasına entegre edilen yeni nesil yapay zeka asistanı, müşterilerin harcamalarını analiz edip kişiselleştirilmiş bütçe önerileri sunarak bankanın yönettiği varlık hacmini artırıyor.

Hızlandırılmış Kredi Süreçleri:

Konut kredisi (mortgage) başvurularında gelir doğrulama gibi manuel ve uzun süren işlemler yapay zeka ile otomatikleştirilerek işlem süreleri günlerden saniyelere indirildi.

Athena ve Yazılım Verimliliği:

Banka bünyesindeki 20.000 çalışanın kullandığı "Athena" adlı araç, bilgiye erişim süresini %66 oranında kısalttı. Ayrıca yazılım mühendislerinin kullandığı yapay zeka destekli kodlama araçları verimliliği %50 artırdı.

Yapay Zeka Akademisi:

Banka, 67.000 çalışanının tamamına yapay zeka eğitimi vererek, kurumun her kademesinde teknolojik dönüşümü ve maliyet tasarrufunu tabana yaymayı hedefliyor.

Operasyonel Otomasyon:

İnsan kaynakları ve dolandırıcılık tespiti gibi alanlardaki rutin sorguların %90'ı yapay zeka tarafından çözülerek operasyonel maliyetler minimize ediliyor.

Kaynak: https://www.bloomberg.com/news/articles/2026-01-29/lloyds-expects-100-million-boost-from-ai-spend-in-2026

Makale içeriği

Katar, Türkiye’ye bugüne kadar yaptığı 75 milyar dolarlık yatırımı girişimcilik alanına da taşıdı. Katar Yatırım Otoritesi, 1 milyar dolarlık “fonların fonu” yapısı üzerinden 6 risk sermayesi fonu aracılığıyla 10 Türk girişimine yatırım yaptı.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Doha Temsilciliği’nin aktardığına göre bu modelle Katar sermayesinin teknoloji ve yenilikçi girişimlere yönlendirilmesi hedefleniyor. Yatırım alan girişimlerin Doha’da ofis açması ve yerel varlık göstermesi şartı bulunuyor.

Bu adım, Türkiye–Katar ekonomik ilişkilerinin derinleştiğini ve Türkiye’deki girişim ekosisteminin uluslararası yatırımcılar açısından cazibesinin arttığını ortaya koyuyor.

Kaynak: https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/katar-turkiyeye-75-milyar-dolar-yatirdi-simdi-fonlarin-fonu-ile-10-turk-girisimini-kucakladi/868595

Makale içeriği

 

Haliç Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Taciddin Akçay, kış aylarında kombi sıcaklığının sadece 1 derece düşürülmesiyle ısınma maliyetlerinde %6 tasarruf sağlanabileceğini açıkladı.

Enerji verimliliğinin konfordan ödün vermek olmadığının altını çizen uzmanlar, bütçeyi rahatlatacak diğer kritik önlemleri şöyle sıraladı:

Aydınlatma: Klasik ampuller yerine LED tercih etmek, aynı ışıkla %80 enerji tasarrufu sağlıyor.

Ulaşım: Toplu taşıma kullanmak, bireysel araçlara göre 40 kat daha fazla enerji verimliliği yaratıyor.

Uzmanlar, su tüketiminden dijital atıklara kadar küçük alışkanlık değişikliklerinin hem ekonomiye hem de çevreye büyük katkı sunduğunu vurguluyor.

Kaynak: https://istanbulticaretgazetesi.com/kombide-1-derecelik-ayar-maliyeti-nasil-etkiliyor-uzmanlar-yanitladi

UYARI:

Bu makale, genel bilgilendirme ve farkındalık kazandırma amacıyla hazırlanmıştır. Güvenilir kaynaklardan derlenen bilgi ve trendlerin analitik öngörülerine dayanmaktadır. İçerik, yatırım, finansal veya ticari tavsiye niteliği taşımaz. Lütfen kendi mali durumunuzu ve hedeflerinizi dikkate alarak bağımsız araştırma yapınız ve uzmanlardan destek alınız.

Bu yazıyı paylaş: