BLOG

Çok Param Var!

Kime göre? Neye göre?

Piyasalarda her paranın bir sayısal değeri elbette ki var. Fakat paranın değeri aslında rakamlarla değil, kişilerin yada kurumların paraya bakış açısıyla belirlenir..

Paraya nasıl baktığımıza bir bakalım..

Fiyat!

Bir ürünü satın alma kararı verirken sadece fiyata bakarsanız çok yanılırsınız. Çünkü bazen satın aldığınız sadece ürün değildir! Zamandır, emektir..

Zaman maliyeti, geri getirilmesi mümkün olmadığından en değerli maliyettir. Aldığınız ürünün size yada işinize kazandırdığı zaman “değeri” oluşturmak için fırsat oluşturacaktır.

Emektir, çünkü boşa sarfedilen emek tekrardan ibaret ve yenilikten uzak olduğundan “değer” yaratmaktan ziyade sadece iş yapmaktır.

Gelir düzeyi!

Her zaman en şikayet edilen kavramdır. Fakat paranın yaşama katkısında asıl belirleyici gelir düzeyinizden çok harcama alışkanlıklarınızdır. Aynı gelir düzeyine sahip iki insan yada aynı cirolara sahip iki şirket düşünün. Sayısal olarak baktığınızda aynı değere sahip para kasalarındadır. Fakat kasadaki bu parayı nasıl harcadıkları yaşam döngülerindeki değeri oluşturmaktadır. Buradaki en temel soru ihtiyaç olup olmadığı, ikinci en önemli soru ise satın aldığımız şeyi doğru ve verimli kullanıp kullanmadığımızdır.

Tercih etme!

Aynı tür iki ürün düşünün. Bir araba, bir telefon hatta bir delgeç.. Nihai işlev olarak düşünüldüğünde aynı amaca hizmet etmelerine rağmen tercih ederken sadece etiket üzerindeki fiyata bakarak karar vermeyiz.

Daha önce hiç örneklendirilmediğine emin olarak bir örnek verelim 🙂

Mesela delgeçin orta kısmında “işaret” olan yada olmayan! O küçücük işaret bazılarımız için dahiyanedir 🙂

Yoksun olma!

İhtiyaç duyduğunuzda ulaşamamak yada ihtiyacınız olmasa da satın alamamak, o ürünün sayısal değerinden çok psikolojinize etkisi ürünün değerini belirler.

Mesela, işyerinde bir delgeç olmadığında! Evet yine delgeç 🙂

Ve son olarak karar verme!

Hayatın her noktasındaki en önemli davranıştır karar vermek.

Satın alma gücü olup, “doğru” karar verme yetisi olmadığında da ilerlemek, gelişmek ve değer yaratmak mümkün olamıyor. Kısırlaşmış toplantılar, yürütülemeyen süreçler, bir türlü kurgulanamayan organizasyon şeması, sorumluluk verilip yetki verilmeyen yöneticiler, istişareden uzak ben bilirimci patronlar.. İşletmelerdeki karar verme ve uygulama süreçlerini baltalayarak, varolan paranın da kullanılamaz ve maalesef değer yaratılamaz olmasına sebep oluyor.

Değer kavramının değişkenliğini şirketlerin değeri üzerinden vermeye çalışarak konuyu bağlamak gerekirse de,

Kayıtlı bilanço değeri

Piyasa tarafından belirlenen değer

Ortakların kendi vizyon ve emekleri nezdinde şirketlerine biçtiği değer..

Müşterileri ve tedarikçiler tarafından algılanan değer..

Ve çok önemli olan, çalışanlar açısından çabanın ve aidiyetin oluşmasına sebep olan bir “değer” vardır.

Özetle; sayısal karşılığı ne olursa olsun paranın değerinin belirleyicisi, kişi yada kurum farketmeksizin yaşam döngüsünde oluşturduğu değişiklik ve yarattığı farktır.