Finans dünyasında bazı isimler servetleriyle, bazıları yönettikleri devasa fonlarla, bazıları ise sadece "haklı çıkmalarıyla" tanınır. Nouriel Roubini, üçüncü kategorinin tartışmasız lideridir. 2008 Küresel Finans Krizi'ni, piyasalar en coşkulu dönemindeyken öngören bu iktisatçı, o günden bu yana küresel ekonominin "erken uyarı sistemi" olarak kabul edilmektedir.
Medya ona "Dr. Doom" (Kıyamet Doktoru) lakabını taksa da o ısrarla "Ben Dr. Realistim" der. Peki, İstanbul’da doğup Harvard koridorlarına, oradan da küresel ekonominin merkezine uzanan bu yolculuk nasıl şekillendi? İşte Nouriel Roubini’nin A’dan Z’ye hikayesi.
Nouriel Roubini, 29 Mart 1958 tarihinde İstanbul’da, İranlı Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Ancak İstanbul, onun çok kültürlü hayatının sadece ilk durağıydı. Ailesiyle birlikte henüz bebekken Tahran’a, ardından Tel Aviv’e taşındı. Gençlik yılları ise İtalya’da geçti.
Bu göçebe çocukluk, Roubini’ye sadece çok dilli (İngilizce, İtalyanca, Farsça ve İbranice) bir yetenek kazandırmakla kalmadı; aynı zamanda ekonomiye "tek bir ülkenin penceresinden değil, küresel bir bütün olarak" bakma yetisi kazandırdı. Dünyanın farklı köşelerindeki ekonomik yapıları bizzat yaşayarak gözlemlemesi, ilerideki makroekonomik analizlerinin temelini oluşturdu.
Roubini’nin sezgileri güçlüdür ancak bu sezgiler çok sıkı bir akademik disipline dayanır.
Eğitim hayatı boyunca odaklandığı temel konu, gelişmekte olan piyasalar ve bu piyasaların yaşadığı yapısal krizlerdi. Teorik modellerin gerçek dünyadaki çöküşleri açıklamakta yetersiz kaldığını erken fark etti.
Roubini, sadece teorik bir akademisyen olarak kalmadı; politikanın mutfağında da yer aldı.

Roubini’yi dünya çapında bir fenomen haline getiren olay, 7 Eylül 2006’da Uluslararası Para Fonu’nda (IMF) yaptığı konuşmadır. O dönemde ABD ekonomisi parlak günlerini yaşıyor, konut fiyatları rekor kırıyordu.
Roubini kürsüye çıktı ve salondaki iyimser ekonomistlere şunları söyledi:
"ABD konut piyasasında tarihin en büyük balonu var. Bu balon patlayacak, petrol şoklarıyla birleşecek, tüketici güveni çökecek ve derin bir resesyona gireceğiz."
O gün salondaki pek çok kişi onu "aşırı karamsar" bulup ciddiye almadı. Ancak 2008 yılında Lehman Brothers çöktüğünde ve küresel piyasalar eridiğinde, herkes Roubini’nin o günkü uyarılarını hatırladı. Bu nokta, onun "Kriz Kahini" olarak markalaştığı an oldu.
Roubini’nin krizlere bakış açısı, ünlü düşünür Nassim Taleb’in "Siyah Kuğu" (öngörülemeyen nadir olaylar) teorisinden ayrılır. Roubini, finansal krizlerin aslında "Beyaz Kuğu" olduğunu savunur.
Ona göre krizler; öngörülemez, sürpriz olaylar değildir. Veriler (cari açık, borç stokları, varlık balonları) doğru okunduğunda krizin geleceği, tıpkı bir fırtına bulutunun yaklaşması gibi nettir. Roubini’nin metodolojisi, "tarihsel verilerle güncel kırılganlıkları birleştirerek" kaçınılmaz sonu hesaplamaya dayanır.
Bugün Roubini, küresel ekonomiyi tehdit eden unsurları "Mega Tehditler" (Megathreats) adlı kitabında toplamıştır. İyimser bir gelecek tablosu çizmek yerine, şu risklere odaklanır:
Nouriel Roubini, finans dünyasının "vicdanı" ve "gerçeklik kontrolü" mekanizmasıdır. İnsan doğası piyasalar yükselirken riskleri görmezden gelmeye meyillidir. Roubini ise tam bu noktada devreye girer ve partideki müziği kapatarak gerçekleri haykırır.
Onu anlamak, sadece bir ekonomisti tanımak değil; küresel ekonominin kırılgan fay hatlarını ve "iyimserliğin" ne zaman tehlikeli bir stratejiye dönüştüğünü anlamaktır. Roubini’ye göre çözüm korkmak değil, hazırlıklı olmaktır.