Son on yılda finansal teknolojiler alanındaki gelişmeler, ödeme sistemlerinin hızlanması ve fiziksel paranın kullanımının azalması yönünde ilerlemiştir. Kartlı ödemeler, mobil cüzdanlar ve anlık transfer sistemleri birçok ülkede günlük finansal işlemlerin temelini oluşturmuştur. Bununla birlikte, 2024 ve 2025 yıllarında özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde yaşanan bazı düzenleyici ve kurumsal gelişmeler, tamamen çevrimiçi çalışan ödeme altyapılarının operasyonel sınırlarını yeniden gündeme taşımıştır.
İsveç Sivil Acil Durum Ajansı’nın (MSB) hanehalklarına yönelik yayımladığı kriz hazırlık dokümanlarında nakit kullanımına yer vermesi ve Norveç’te 2024 yılı Ekim ayında “nakit ile ödeme hakkı”nın yasal güvence altına alınması, ödeme sistemlerinde süreklilik ve erişilebilirlik konularının yeniden değerlendirilmesine neden olmuştur. Bu gelişmeler, nakde dönüşten ziyade, dijital ödeme altyapılarının kesinti senaryolarında nasıl çalışabileceği sorusunu öne çıkarmıştır.
2026 yılı itibarıyla finansal sistemler bağlamında öne çıkan başlıklardan biri, dijital ödeme araçlarının internet bağlantısı olmadan sınırlı da olsa çalışabilmesini hedefleyen “offline-first” (çevrimdışı öncelikli) yaklaşımlardır. Bu yaklaşımlar, özellikle siber saldırı, enerji kesintisi veya telekomünikasyon altyapısının devre dışı kaldığı durumlarda ödeme işlemlerinin tamamen durmamasını amaçlamaktadır.
Bu kapsamda ele alınan çözümler, fiziksel nakdin birebir dijital muadili olmayı değil; çevrimiçi sistemler yeniden devreye girene kadar işlemlerin kayıt altına alınmasını ve sonradan mutabakata bağlanmasını hedefleyen geçici mekanizmalar olarak tanımlanmaktadır.
Mevcut kartlı ve dijital ödeme sistemlerinin büyük bölümü, işlem onayını gerçek zamanlı çevrimiçi provizyon üzerinden gerçekleştirmektedir. İnternet bağlantısının kesildiği durumlarda bu sistemler işlem gerçekleştirememektedir.
Buna karşılık, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) İnovasyon Merkezi tarafından yürütülen çeşitli araştırma ve pilot çalışmalarda, çevrimdışı ödemelere yönelik kavramsal mimariler ele alınmaktadır. Bu çalışmalar bağlayıcı bir standart oluşturmamakta; tasarım ilkeleri, risk senaryoları ve teknik gereksinimleri değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Bu çerçevede öne çıkan teknik bileşenler şunlardır:
Çevrimdışı ödeme senaryolarında, işlemin bütünlüğü ve güvenliği merkezi sunucular yerine kullanıcı cihazlarında sağlanmaktadır. Akıllı telefonlar veya POS cihazları içerisinde yer alan ve dış müdahaleye karşı korumalı olan güvenli donanım birimleri (Secure Element), bakiyenin ve işlem kayıtlarının korunmasında temel rol oynamaktadır.
NFC veya Bluetooth gibi kısa mesafeli iletişim teknolojileri aracılığıyla, iki cihaz arasında internet bağlantısı olmaksızın şifreli veri aktarımı gerçekleştirilebilmektedir. Bu yöntem, işlemin taraflar arasında doğrulanmasına imkân tanımaktadır.
Çevrimdışı sistemlerde en önemli teknik risklerden biri, aynı dijital bakiyenin birden fazla kez kullanılabilmesidir. Araştırma ve pilot uygulamalarda, harcama bilgisinin cihaz üzerinde kilitlenmesi ve sistem yeniden çevrimiçi olana kadar ilgili bakiyenin kullanıma kapatılması gibi yöntemler değerlendirilmektedir.
Çevrimdışı dijital ödeme altyapıları, finansal yöneticiler açısından ödeme yöntemlerinden ziyade operasyonel süreklilik ve risk yönetimi bağlamında ele alınmaktadır.
Çevrimdışı gerçekleştirilen işlemler, işlem anında taraflar arasında tamamlanmış kabul edilse dahi, nihai mutabakatın sistemlerin yeniden çevrimiçi hale gelmesine bağlı olduğu senaryolar içermektedir. Bu durum, gecikmeli mutabakat ve uzlaşma süreçlerini gündeme getirmektedir.
Mevcut POS, ödeme terminali ve arka uç sistemlerinin çevrimdışı dijital para veya çevrimdışı ödeme protokollerini destekleyip desteklemediği, ülkeden ülkeye ve sağlayıcıdan sağlayıcıya farklılık göstermektedir. Bu uyumsuzluklar, şirketler açısından ilave donanım ve yazılım yatırımı ihtiyacını doğurabilmektedir.
Çevrimdışı cüzdanlarda tutulan bakiyelerin finansal raporlarda nasıl sınıflandırılacağı konusu, uluslararası muhasebe standartları açısından henüz netleşmiş bir uygulamaya sahip değildir. Bu tür bakiyelerin kasa, nakit benzeri varlıklar veya geçici hesaplar kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, devam eden teknik ve akademik çalışmaların konusudur.
Çevrimdışı ödeme sistemleri, merkezi altyapılara bağımlılığı azaltırken, güvenliğin büyük ölçüde uç cihazlara dağıtılması sonucunu doğurmaktadır. Donanım tabanlı güvenlik çözümlerinin ihlal edilmesi durumunda, sorunlu işlemlerin tespiti ve kapsamının belirlenmesi çevrimiçi sistemlere kıyasla daha uzun sürebilmektedir. Bu nedenle, izleme, denetim ve olay sonrası analiz mekanizmaları, araştırmaların önemli bir parçasını oluşturmaktadır.
Kuzey Avrupa ülkelerinde son yıllarda atılan düzenleyici adımlar ve merkez bankaları tarafından yürütülen araştırma çalışmaları, ödeme sistemlerinde kesintilere karşı dayanıklılık konusunun artan önemini ortaya koymaktadır. Tamamen çevrimiçi veya tamamen nakde dayalı sistemler yerine, çevrimiçi ve çevrimdışı bileşenleri bir arada barındıran hibrit ödeme mimarileri, farklı senaryolar için değerlendirilen seçenekler arasında yer almaktadır.
Bu çerçevede, çevrimdışı dijital ödeme çözümleri; teknolojik, operasyonel ve muhasebesel boyutlarıyla, finansal sistemlerin geleceğine ilişkin devam eden çalışmaların bir parçası olarak ele alınmaktadır.
……………………………………………..
Bu yazı, genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz, profesyonel danışmanlık hizmeti yerine geçmez.. Nihai kararlarınız için önce kendi araştırmanızı yapmanız ve gerekirse bir danışmandan destek almanız önerilir.