2025 Birleşme ve Satın Alma (M&A) Raporu Analizi
Ocak ayında Bain & Company Türkiye tarafından yayınlanan 2025 yılı Birleşme ve Satın Alma (M&A) analizi, küresel finans piyasalarında bir toparlanmayı ve stratejik önceliklerin kökten değiştiğini ortaya koyuyor. Rapor verileri detaylı incelendiğinde, finansal liderlerin ve karar vericilerin önündeki tablonun, klasik büyüme modellerinden uzaklaştığı görülüyor.
Bekle-gör döneminin sona erdiği ve bilançoların stratejik dönüşüm için devreye girdiği bu yeni dönemi, rapordan öne çıkan kritik veriler ışığında analiz ettik.
Verilerle "Büyük Geri Dönüş" - Güven Endeksi Yükseliyor
Küresel M&A piyasası, 2024 yılındaki durgunluğun ardından 2025’te güçlü bir geri dönüşe imza attı. Bain & Company verilerine göre:
Bu durum, likiditeye erişimin kolaylaşması ve değerleme makaslarının daralmasıyla birlikte, yönetim kurullarının büyük riskler alma iştahının (risk appetite) geri döndüğünü kanıtlar nitelikte.
Stratejide Eksen Kayması - "Ölçek"ten "Kapsam"a Geçiş
Finans yöneticilerinin dikkat etmesi gereken en önemli yapısal değişiklik, satın almaların gerekçesinde yatıyor. Geçmiş yıllarda rakipleri satın alarak pazar payını artırma (Scale) stratejisi hakimken, 2025 verileri şirketlerin "Kapsam Genişletme" (Scope) anlaşmalarına odaklandığını gösteriyor.
Bain raporuna göre bu değişimin temelinde Yapay Zeka (AI) ve Teknoloji yatıyor. Şirketler, teknolojik yetkinlikleri ve AI altyapılarını "organik" olarak içeride geliştirmek yerine, bu yeteneklere sahip şirketleri satın alarak zaman kazanmayı tercih ediyor.
Hızın sermayeden daha değerli olduğu bir dönemden geçiyoruz.
Sermaye Dağılımı Paradoksu
Raporun işaret ettiği bir diğer kritik nokta ise Sermaye Dağılımı (Capital Allocation) tarafındaki paradoks. M&A hacmi rekor seviyelere yaklaşsa da, şirketlerin toplam harcamaları içindeki M&A payı son 10 yılın en düşük seviyelerinde seyrediyor.
Bunun nedeni, şirketlerin kendi içlerinde (Capex) devasa teknoloji ve yapay zeka yatırımları yapıyor olması. Finans liderleri için buradaki mesaj nettir: Kaynaklar sınırlı ve rekabetçi.
Dolayısıyla yapılacak her M&A hamlesi, sadece finansal getiri (ROI) açısından değil, teknolojik entegrasyon kapasitesi ve stratejik uyum (strategic fit) açısından çok daha sıkı bir "Due Diligence" sürecini zorunlu kılıyor.
Türkiye Pazarı İçin Öngörüler: "Maliyet" Değil "Değer" Odaklılık
Küresel sermayenin yönü, Türkiye gibi gelişmekte olan pazarlar için de yeni bir hikaye yazılmasını gerektiriyor.
Bain & Company Türkiye’nin analizleri, Türkiye’nin artık sadece "maliyet avantajı sağlayan üretim üssü" kimliğiyle yetinemeyeceğini vurguluyor.
Yabancı yatırımcı, 2026 ve sonrasında tedarik zincirini çeşitlendirirken; dijitalleşmiş, veriye dayalı karar alabilen ve teknolojik dönüşüme ayak uydurmuş partnerler arıyor. Türk şirketleri için çıkış yolu, operasyonel mükemmelliği teknolojik yetkinlikle birleştirmekten geçiyor.
2026 Beklentisi
Bain & Company raporu, 2025’in bir "hazırlık ve pozisyon alma" yılı olduğunu, 2026’nın ise bu stratejik hamlelerin sonuçlarının görüleceği bir yıl olacağını işaret ediyor.
Faiz indirim döngüleri ve regülasyonların gevşemesiyle (özellikle ABD ve Avrupa tarafında), M&A piyasasının canlılığını koruması bekleniyor.
Finans yöneticileri için anahtar kelime artık sadece "Büyüme" değil; "Dönüşüm" ve "Entegrasyon" olacaktır.
Rapora ulaşmak için: https://www.bain.com/globalassets/noindex/2025/bain_report_global_m_and_a_report_2025.pdf
……………………………………………..
Bu yazı, genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz, profesyonel danışmanlık hizmeti yerine geçmez.. Nihai kararlarınız için önce kendi araştırmanızı yapmanız ve gerekirse bir danışmandan destek almanız önerilir.